Güney Kore’de Sokakta Kaldığım Bir Gün

Koreli polislerle selfie

Güney Kore’de Sokakta Kaldığım Bir Günün” macera dolu hikayesine başlıyorummmm. Eğer çayınızı, kahvenizi aldıysanız, Güney Kore’ye geldiğim günden buyana belkide hayatımda en fazla sokakta evsiz kaldığım dönemi yaşadım. Otobüsü kaçırdım, eve gidemedim,  metroda uyuya kaldım, son seferi kaçırdım dönemedim, içmekten sarhoş oldum guesthouse’da oda yerine kapının önünde uyudum, işten eve dönerken iptal olan otobüs yüzünden geri iş yerin döndüm, orada uydum. Yani anlayacağınız eve gidemeyip kafelerde veya hamburgercide uyumaya çalıştığım zamanlardan bahsediyorum. Yine o zamanlardan bir tanesi ve de hayatımdaki en garip olaylardan birisi olan açılışta yer alan polislerle çekildiğim fotoğrafın hikayesini anlatayım.

4 Aralık 2016 arkadaşlarım ile Seuol’de Iteawon’da buluşup yemek ye, iç, eğlen, hoş sohbet muhabbet derken saat akşam 11’e doğru yaklaştığında ben artık ufaktan kalkayım dedim bizim çocuklara. Zira 11:00 metrosuna binerim. 15 dakika metro ile Hapjeong durağına gider oradan da evime giden son otobüse biner giderim. Son otobüs 11:45’de ve çok basit her zaman yaptığım gibi yani. Binip gidicem. Neyse bindim 6 numaralı metro hattına her şey normal gidiyoruz, metro sıcacık ohhh mis gibi… Çünkü Aralık ayında Korede hava buz gibi yani tabiri caizse ” göt kesen soğuğu” diyebilirim. O kadar soğuktan sonra sıcacık metro binince tabi benim göz kapaklarım hafiften ağırlaştı ve sanki yatağımdaymışım gibi bir ağarlık çöktü, dur iki dakka kestireyim demeye kalmadan mışıl mışıl uyumuşum.  Benim her zaman ve her yerde nasıl güzel uyuduğum ailem, arkadaşlarım ve özellikle oda arkadaşım Batuhan çok iyi bilir 🙂 hahaha…

Bir uyandım Hapjeong’u 6 durak geçmişiz. “Saejeol” durağındayım. Hayda ulan nasıl olur ya sadece 2 dakika uyudum ben derken, o uyku sersemliği ile ilk kendimi bi metrodan dışarı attım. Saate bi baktım 11:30 dedim tamamdır. Hemen karşı perona geçiyorum ve oradan Hapjeong’a geri gidip 11:45 otobüsüne yetişmeye çalışıyorum. Yapmak istediğim tek şey bu çok basit sadece koşmam ve hızlı hareket etmem lazım. Güney Kore’de bazı duraklarda karşı perona geçmek için bulunduğunuz perondan ulaşım kartınızı basıp çıkmanız ve karşı taraf için aktarma yapmanız gerekiyor.  Neyse çıktım bulunduğum perondan karşı perona tammmm geçicem metroda çalışanı dayı geldi ve şu sihirli cümleyi kurdu ” train finish” (seferler bitti yani). Nasıl lannn saat daha 11:30 koskoca Kore olamaz dayı benim Hapjeong’a gitmem lazım sabah okulum var. Vallahi pislik çıkarırım heee! (tabi ben okulum olduğunu vs. İngilizce anlatıyorum o dayıya) Ama sorun şu ki dayımız İngilizce bilmiyor. Tek bildiği şey “Train Finish, later later” (Tren seferleri bitti daha sonra) Ulan nereye “later” ben ne yapacam burada hayatımda ilk defa geldiğim bir yer. Yok tren yok, seferler bitmiş. “Eyyy Seul Belediyesi duy beni ulan bu saatte metro mu biterrr bee” nidaları atmak istesem de, kuyruğunu kıstırmış kedi gibi, neyse dedim başladım çıkışa doğru yürümeye…  :(( O zaman aynen bu şekilde üzgü surat çıkışa doğru gidiyorum… Ama ne yapacağıma dair kafamda en ufak bir fikrim bile yokkkk…

İlk Yardım Eden Orta Yaşlı Güler Yüzlü Abla “Don’t Worry”

Eve nasıl geri döneceğime dair en ufak bir fikrim bile yokken tek aklıma gelen cebimde 30$’ım var (30.000 won) taksiye biner Hapjeong’a gider ucu ucuna otobüse yetişirim. Okay plan çok net zaten sadece 6 durak geçmişim saat 11:35 civarı ama olsun, hemen taksi bulur gidersem her şey olur. Taksiciye bi İsmail YK açarım ” bas gaza aşkım bass gazaaa” bastırıppp gideriz!
Dışarı bir çıktım havanın çok soğuk olmasına mı yanayım, incin top oynuyor ona mı yanayım. Bir tane bile araba yok, “aha sıçtık Cafer bez getir” yine bak iç sesim diyor ki koskoca Seuol’lan nasıl olmaz taksiii. Neyse, tam ne yapcam falan filan derken bi abla geldi orta yaşlı 40-45 yaşlarında biraz İngilizce biliyor ben daha Korece öğrenmeye başlayalı 3 ay olmuş Korece biliyor musun diye sorduklarında derdimi anlatacak kadar diyorum. Derdin ne Korece bilmiyorum 🙂
Bu ablamız aldı beni 3-5 dakika uzaklıktaki bi pastahaneye götürdü.
-“Burası sabaha kadar açık olabilir dedi, burada kal”
sonra gitti çalışan adamlarla bir şeyler konuştu falan derken, pastahanede çalışan çocuk geldi dedi ki;
-“12’ye kadar açığız birazdan kapatacağız dükkanı”
Bana yardım etmeye çalışan ablayla bi an göz göze geldik. Tekrar gitti kasada bekleyen diğer adamla konuştu bir şeyler anlattı falan. O zaman Korecem daha başlangıç olduğu için hiç bir şey anlamıyorum tabi. Neyse yanıma geldi o adamlar beraber,
-” don’t worry” (Merak Etme) dedi gitti.
Yok canım hiç merak edilecek bir durumun içinde değilim zaten, sadece soğaktayım, eve gidemiyorum, burası neresi bilmiyorum. Ammaann boşver Seoul’de bi yer işte bilip de napıcam di mi? Abla sen bana “merak etme” dedin bastın gittin ama bu dayıyla ne konuştun, böbreklerimi mi vaad ettin abla, nereye gidiyorsun şurada 5 dakika’da olsa tanıdığım bir tek sen vardın. Aha sende başını alıp gidiyosun, vallahi olacak iş değil.

Kasada duran adam, ben ve çalışan çocuk (İngilizce bilen) üçümüz kaldık dükkanda. Ablamız bastı gitti. Neyse adamla çocuk bir şeyler konuştular, çocuk dedi ki;
-” senin için polisi arıycaz ”
haydaaaaa! Niye polis ya, kardeşim polisi karıştırma, bi dakka! Gelmişiz şuraya öğrenci olarak niye polisi karıştıyosun. Ben tabi gayri ihtiyar-i,
-“Neden?” diye sordum.
-“Polis sana yardımcı olacaktır, biraz bekle şimdi arıyoruz” dedi.
Hani aramayın da diyemiyorum. Adamların dükkanında beklemektense giderim karakolda sabaha kadar çayımı kahvemi içer beklerim, çok basit net bir düşünce! Tek derdim sıcak bir yer! Aradan 5 dakika geçmedi ekip otosu geldi.

Maceraya Polislerle Devam “Kahve Bizden”

Polisler geldi, birisi biraz İngilizce biliyor bana ID kartımı sordu gösterdim. Sonra nerede yaşıyorum, neciyim vs onları sordu cevapladım derken. Dediler ki “gidiyoruz”. Bindik ekip otosuna, bu arada hayatımda ilk defa ekip otosuna bindim ve ilk defa bir polisten yardım aldım. Dediler ki;
– “seni en yakın Taksi durağına götereceğiz, oradan evine gidersin”
– “benim taksiye binip eve gidecek kadar param yok,  evim çok uzak! Sizinle karakola gelebilir miyim. ” dedim.
Az İngilizce bilen dayı cevap verdi,
– ” senin bi suçun yok, seni karakola götüremeyiz ” dedi.
Eeee napcaz o zaman! Ben bu soğukta dışarıda yatayım o zaman sabahta ambulans alır beni…
-” seni digital media city durağına götürcez, orada 24 saat açık kafeler var. Orada kalır sabahta evine gidersin” dediler. (Daha sonradan öğrendim ki Kore’de polisler devriye gezdikleri bölgenin dışına çıkamıyormuş, yasakmış)
Dedim makuldür, bana uyar. Gittik kahvecilerden birisine polisler o akşam ki görevli barista ile konuştu.
-” Kız kalabilir tabi ki ama bir adet içecek almanız lazım ” dedi. Dedim olur, zaten üşümüşüm mis gibi sıcacık bi kahve alır kitabımı okurum. Bana bu saatten sonra her yol Paris. Tam gittim kahve alıcam, Polislerden biri hop bende hızlı davrandı ödedi parayı. Yahu dedim olmaz bi dakika bu benim kahvem, ben alıcam. Tabi bu konuşmalar yarı İngilizce yarı Korece az-biraz tarzanca derken bana parayı ödetmedi. Yahu siz niye alıyorsunuz kahve benim ben alırım vs desem de yok ödetmediler parayı.
-“bunu sana biz alıyoruz, afiyet olsun” dedi. O sırada lappsss bi Sezercik sahnesi canlandı gözümde ” Harbi delikanlıymış helal olşunnn!”

Alt katta yer yok çıktık ikinci kata yanımda iki polis ben öndeyim polisler arkada bana uyuyabileceğim, böyle pofuduk koltuklu bir masa bakıyoruz. 24 saat açık olduğu için gece 12’de bile üst kat neredeyse oturacak yer yoktu. Oturacak yerin olmaması dert edil asıl acayip olan herkes bana bakıyor. Yanımda iki polis bana yer bulmaya çalışıyor ben öyle bekliyorum. Milletin kafasında deli sorular….”kim la bu yabancı, bu polisler napıyo allasen?”
Derken üç kişilik masalardan birinde kullanılmayan tekli koltuk vardı polis aldı onu bana getirdi.
-” ya ben normal sandalyede de uyuyabilirdim, sorun değil ” desem de
-” yok olmaz bu daha rahat, bunda otur” dediler.
Çıkarttım çantamı tam oturcam baktım gidiyorlar, durunnnnn bi dakkkaa gidemezsiniz. Daha teşekkür etmedimmmm! Kapıda yakaladım ikisini de ayrı ayrı teşekkür ettim ve umarım bir gün yine karşılaşırız size bende kahve alıcam dedim ve bugünün anısına bir fotoğraf çekilebilir miyiz? dedim. İşte bu soğuk kış gününde bana yardım eden Koreli dayılar!  Bu efsane fotoğrafında işte böyle uzun bir hikayesi var.

Koreli polislerle selfie

Ama Tabi ki Macera Daha Bitmedi “Mafya mısın, sen?”

Polisler gitti, oturdum koltuğuma kahvemi içtim biraz, biraz kitap okudum vs derken az birazda uyukladım. Bi uyandım belki yarım saat falan geçmiş ama tekrar uyumak istesem de yok uyuyamıyorum, uyku tutmuyor (Batuuu duy sesimi bak uyku tutmuyoorrrr beni! hahaha ).

Neyse biraz etrafa bakındım falan derken böyle bi anda bi kızla göz göze geldik. Tek başına oturuyor, elimde bi defter var bir şeyler yazıyor.
Baktım zaman geçmiyor, canımda sıkılıyor. Gittim kızın yanına
-“affedersiniz! oturabilir miyim?”
-“tabi ki! buyurun oturabilirsiniz” onayını aldıktan sonra. Direk mevzuya daldım,
-“şuan burada tekim ve canım sıkılıyor bu yüzden sizinle tanışmak istedim” dedim. Derdemez kız direk bana
-” Are you mafia? (Mafya mısın?) ” diye sormaz mı. Lannn nası yaaa! İnsanlar ilk önce bi adın ne? Nerelisin? vs sorar dimi? Ulan “are you mafia?” neee. Yavrum sen Kurtlar Vadisini çok izledin galiba. Hani bu kulaklar bugün neler duydu,  bu bünye bu saate kadar ne tecrübeler yaşadı ama hiç böyle bir soru hayal etmemişti. Hayal dünyan beni bile şaşırttı adını hatırlayamadım selfie canavarı kız.
-” yok, mafya değil öğrenciyim ben. Nerede çıktı bu soru?” dedim.
-” sen geldiğinde ben köşedeki koltuktaydım, yanında iki polis vardı, birisi sana koltuk getirdi, diğeri de seninle çok ilgilendi. Genelde mafyalarla böyle ilgilenirler ” dedi.
Yok ablam ne mafyası ya neyin kafasını yaşıyorsun acaba,  kahve yerine başka bir şey mi içtin? mafya olsam ne işim var 24 saat açık olan kafede, giderim evime misler gibi yatarım. Sen cidden kahve mi içiyorsun diye soracaktım da Neyse “ağzımızın tadı bozulmasın aman Ali Rıza bey” repliğini duyar gibi oldum. Neyse aldım ID kartımı ve öğrenci kartımı gösterdim (Yani istanbul kartımı). Öğrenciyim ben burada Korece öğreniyorum vs derken ikna oldu. Sonra sabaha kadar konuştuk o kızla ama kız tam bir selfie manyağa. Bildiğin manyak, rujunu değiştiriyor selfie çekiyor, eline kitabı alıyor selfie çekiyor, büzük dudak yapıyor selfie çekiyor, saçını değiştiriyor selfie çekiyor . Ya bu neyin kafası ablam falan derken bi baktım lannn bende selfilerin içindeyim hahaha. Biz ne ara o noktaya geldik…
Neyse derken sabah 6’ya kadar falan o kızla sohbet ettim, Kakao ID’sini vs aldım ama adı ney kimdir nedir şuan en ufak bir fikrim bile yok,  kim bilir şuan nerede 🙂
Kız gittikten sonra biraz uyudum, saat 9 gibi falan uyandım, bindim metroya önce Hapjeong durağına oradan da otobüse binip odama gittim. Tabi o gün ki ders mers hepsi yalan oldu… Buda böyle küçük çaplı bir maceraydı benim için.

Kore’de okuyan ya da okumayı düşünen arkadaşlar için küçük bir dipnot düşeyim, eğer olur da bir gün benim gibi sokakta kalırsanız direkt polisi arayın. Eğer sarhoş değilde cidden evinize gidecek durumunuz yoksa yardımcı oluyorlar. Böyle bir durum benim haricimde bir arkadaşım daha başına geldiği için biliyorum. Ya da diyelim ki yabancısınız diye size takip eden birisi var hemen telefonunuzdan 112’yi arayıp polisin sizin telefonunuzu takip etmesini sağlayabilirsiniz. Kore’de bu tarz kaçırma, takip etme ve taciz etme vakalarının çok olmasından dolayı polis siz konuşmasanız da telefonu kapatmıyor. Önce sizin yerinizi tespit edip etraftaki CCTV’lerden (Güvenlik Kamerası) absürt bir durum var mı onu kontrol ediyor. Umarım böyle bir durum başınıza gelmez ama aklınızda olsun!

Benden şimdilik bu kadar ilk maceramı anlattım size, daha bir çok  maceramla karşınızda oluncaya dek, esen kalın. Sürçü lisan ettiysem affola!

Güç ve Macera Sizinle Olsun !
#koregezisi
Facebook
Instagram
Pinterest
Youtube
Twitter

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.